26.05.17 | Istanbul, Türkiye

Yüzücü velileri için : Çocuğunuzu baskı altına almayın!

Yüzme yarış sezonunun başlayacağı bu günlerde, özellikle 9-13 yaş arasında yüzme sporu yapan ve yarışmalara katılan çocuklarımızın kaygı düzeyi artmaktadır. 

Çocuklarımızın kaygı düzeyinin artması oldukça ciddi bir durum. Kişilik gelişiminin kritik dönemlerinden olan çocukluk döneminde kaygılarını kontrol etme becerisi kazanamayan sporcular yaşamlarının diğer alanlarında da zorluklarla karşılaşabilirler.

Bilimsel çalışmalara göre küçük yüzücülerimizin kaygı seviyesini arttıran iki önemli unsur var :

  • Antrenör davranışları
  • Anne-babanın beklentisinin artması ve çocukta uygun olmayan baskı oluşması

Antrenörün olumsuz davranışları bir faktör; bu konuda velilerimize tavsiyemiz, çocuklarının yüzme eğitimini üstlenecek antrenörün eğitimini ve geçmişini araştırmaları yönünde. Türkiye Yüzme Federasyonundan yada üniversitelerin beden eğitimi yüksek okullarından yüzme ile ilgili gerekli eğitimi ve sertifikaları almamış kişilere zaten Yüzme Antrenörü denilemez, bunu bir kıstas değil olmazsa olmaz diye görüyoruz. Bir Yüzme Antrenörü, güven, takımın parçası olma ve yarışlar sırasında heyecanı kontrol altına alabilme gibi becerileri sporculara kazandırabilecek özellikleri taşımalıdır. 

Çocuk ve gençlerin yüzmede gösterdikleri başarılar, kimi zaman anne-babanın beklentilerinin artmasına ve uygun olmayan baskıya neden olabilmektedir. Bu da çocuk ve gençlerin kaygı düzeylerinin artmasının bir başka nedenidir. Anne-babalarda çocuklarına destek verme, cesaretlendirme, güdülenmeyi baskıya döndürmeme bilinci yerleştirilmelidir. Lütfen çocuğunuza, yarışta başarılı olsa da olmasa da onun yanında olduğunuzu, onu her koşulda desteklediğinizi hissettirin. 

Konu ile ilgili Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları ABD öğretim görevlileri tarafından yayınlanmış bir makaleyi de sizlerle paylaşmak istedik :

Yüzücülerin depresyon, benlik saygısı ve kaygı düzeylerinin değerlendirilmesi 
Işık KARAKAYA (1), Ayşen COŞKUN (2), Belma AĞAOĞLU (2)

_____________________________________________________________________________________________________

ÖZET

Amaç: Bu çalışmada profesyonel olarak yüzme sporu ile uğraşan çocuklarda depresyon, kaygı ve benlik saygısı düzeylerinin değerlendirilmesi ve aktif olarak sporla uğraşmayan yaşıtları ile karşılaştırılması amaçlanmıştır. 

Yöntem: Kocaeli ilindeki bir yüzme kulübüne düzenli olarak devam eden 9-13 yaş arasındaki 31 yüzücü ile kontrol grubu olarak bir ilköğretim okulunda basit rasgele örneklem yolu ile 9-13 yaş arası 30 çocuk seçilerek incelenmiştir. Her iki gruba da Çocuklar için Depresyon Ölçeği (ÇDÖ), Çocuklar için Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri (ÇDSKE) ve Coopersmith Benlik Saygısı Ölçeği-Çocuk Formu (BSÖ) uygulanmıştır. 

Bulgular: Yüzücü- lerin benlik saygısı ortalama puanları kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek (p<0.01), depresyon puanları ise düşük bulunmuştur (p<0.01). ÇDSKE ile değerlendirilen durumluk ve sürekli kaygı düzeyleri ise yüzücülerde daha yüksek saptanmıştır. Aradaki fark sürekli kaygı düzeyi açısından istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.01). 

Tartışma: Sporun benlik saygısı ve depresyon belirti düzeyi üzerindeki olumlu etkilerinin aksine yüzücülerde saptanan kaygı düzeyinin yüksekliği performansla ilişkilendirilebilir. Çocuk psikiyatrisi alanında da fiziksel aktivite ve sporla ilgili daha kapsamlı çalışmalar yapılmalı ve sporun ruh sağlığını hangi yollarla etkilediğinin üzerinde durulmalıdır. (Anadolu Psikiyatri Dergisi 2006; 7:162-166)

Anahtar sözcükler: Ruh sağlığı, spor, çocuk, yüzücü

1 Yrd.Doç.Dr., Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları ABD, KOCAELİ

2 Prof.Dr. Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları ABD, KOCAELİ

GİRİŞ

Sporun ve fiziksel aktivitenin beden sağlığı üzerindeki olumlu etkilerinin yanı sıra ruh sağlığı açısından yararları da bilinmektedir. Kaynaklar gözden geçirildiğinde bu alanda yapılan çalışmaların daha çok erişkinlik döne- mine ait olduğu göze çarpmıştır. Son yıllarda ergenlerle yapılan çalışmalarda fiziksel etkinliklerin kendilik algısı, yaşıt ve anne-baba ilişkileri, akademik başarı üzerinde olumlu etkilerinin olduğu saptanmıştır.1,2 Ergenlik döneminde yapılan fiziksel aktivitenin gençlerin kendilerini daha sağlıklı ve formda hissetmelerinin yanı sıra, şimdiki ve ileri yaşlarındaki beden sağlıkları açısından da yararlı olduğu bildirilmiştir.3,4 Spor ve fiziksel etkinliklerle stres, kaygı ve depresyon düzeyi arasında ters orantılı; benlik saygısı ve kendilik algısı ile doğru orantılı bir ilişki olduğu saptanmıştır.5 Ayrıca düzenli egzersiz yapan ergenlerin anne-babalarıyla daha az çatışma yaşadığı, daha az depresif belirti ve madde kullanımı tanımladığı, akademik başarılarının ortalamanın üstünde olduğu belirtilmiştir.6 Sporun bilinen bu olumlu etkileri kimi zaman ruhsal hastalıkların tedavisinin bir parçası durumuna gelmesini sağlamıştır.7-10 Çocuklarda spor ve fiziksel etkinliklerin ruh sağlığı üzerindeki etkileriyle ilgili çalışma sayısı azdır. Ekeland ve arkadaşları fiziksel etkinliklerin çocuk ve ergenlerde benlik saygısı, depresyon, kaygı ve davranış sorunları üzerinde olumlu etkisinin olduğunu belirtmiştir.11
Fiziksel etkinliklerin yararlı etkileri çoktur. Öte yandan sporcularda yoğun antrenmanların beden ve ruh sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri göz ardı edilebilmektedir. Genç sporcularda duygu durumu bozuklukları, kaygı düzeyinin yüksek olması, alkol ve madde kullanımı gibi riskli davranışlar çalışmacılar tarafından sıkça bildirilen psikopatolojik tablolardır.12-14

Bu çalışmada, profesyonel olarak yüzme sporu ile uğraşan çocuklarda depresyon, kaygı ve benlik saygısı düzeylerinin değerlendirilmesi ve aktif olarak sporla uğraşmayan yaşıtları ile karşılaştırılması amaçlanmıştır.
YÖNTEM

Kocaeli ilindeki bir yüzme kulübüne düzenli olarak devam eden 9-13 yaş arası 31 yüzücü değerlendirmeye alınmıştır. Yüzücülere aktif olarak antrenmanlara devam ettikleri bir dönemde kendileri ve ailelerinden onay alınarak,
yüzme kulübünde bir dizi öz bildirim ölçeği doldurtulmuştur. Anne-babalarından alınan bilgilere göre, hiçbirinin tanı konmuş bir ruhsal ya da fiziksel rahatsızlığı saptanmamıştır. Kontrol grubu olarak bir ilköğretim okulunda basit rasgele örneklem yolu ile 9-13 yaş arası 30 çocuk seçilerek incelenmiştir. Benzer şekilde öğrencilerden ve ailelerinden onay alınmış ve ölçekler okulda uygulanmıştır. Her iki gruba verilen öz bildirim ölçekleri şunlardır:
Çocuklar için Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri (ÇDSKE): Spielberger15 tarafından geliştirilen durumluk ve sürekli kaygıyı ölçen yirmişer maddelik iki alt ölçekten oluşan bir öz bildirim ölçeğidir. Ülkemizde geçerlilik ve güvenilirlik çalışması Özusta16 tarafından yapılmıştır.
Çocuklar için Depresyon Ölçeği (ÇDÖ):
17
Kovacs tarafından geliştirilen, 6-17 yaşları
arasındaki çocuklara uygulanabilen, 27 madde- lik öz bildirim ölçeğidir.18

Ülkemizde geçerlilik güvenilirlik çalışması Öy tarafından yapılmış ve patolojik kesim noktası 19 puan olarak saptanmıştır.
Coopersmith Benlik Saygısı Ölçeği-Çocuk Formu (BSÖ): Coopersmith19 tarafından geliştirilen 57 maddelik bir öz bildirim ölçeğidir. Ülkemizde geçerlilik ve güvenilirlik çalışması Güçray20 tarafından yapılmıştır.

İstatistiksel analizler

İstatistiksel işlemler SPSS for Windows 10.0 paket programı ile nicel verilerin değerlendirilmesinde Student-t ve Mann-Whitney U testleri, nitel verilerin değerlendirilmesinde ki-kare testi kullanılarak yapılmıştır; p değeri 0.05 den küçük olması durumunda anlamlı kabul edilmiştir.

BULGULAR

Çalışma 14 kız (%45.2) ve 17 erkek (%54.8) yüzücü ile tamamlanmıştır. Araştırma grubunu oluşturan yüzücülerin ortalama yaşı 10.58±1.36 (yaş aralığı: 9-13) olarak bulunmuştur. Yüzücülerin ortalama 21 aydır bulundukları yüzme kulübüne düzenli olarak devam etmekte olduğu ve yarışlara hazırlandığı öğrenilmiştir. Kontrol grubunun 14’ü kız (%46.7), 16’sı erkek (%53.3) ve ortalama yaş 10.6±1.37’dir. İki grup arasında yaş (p>0.05) ve cinsiyet açısından anlamlı fark bulunmamıştır ( p>0.05) (Tablo 1).

  
Araştırma grubunun ÇDÖ ortalama puanı 6.13±4.70, kontrol grubunun 10.50±5.12 olarak bulunmuştur. İki grup arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0.01). Durumluk ve sürekli kaygı düzeyi araştırma grubunda sırasıyla 29.90±6.16, 28.13±5.50; kontrol grubunda ise sırasıyla 26.83±4.35 ve 27.37±4.26’dır. İki grubun ölçek ortalama puanları arasındaki fark sadece sürekli kaygı düzeyi açısından anlamlı bulunmuştur (p<0.01). Benlik saygısı ölçeği ortalama puanları da araştırma grubunda 45.35±6.90 ve kontrol grubunda 39.43±7.99 olarak ve aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.018) (Tablo 2). Ölçek ortalama puanları cinsiyete göre karşılaştırıldığında yüzücü kızların depresyon, sürekli ve durumluk kaygı düzeyleri erkek yüzücülere göre daha yüksek bulunurken, benlik saygısı düzeyi daha düşük olarak saptanmıştır. Sadece depresyon puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.01) (Tablo 3). Yüzücü kızlar ile kontrol grubundaki kızlar karşılaştırıldığında sadece sürekli kaygı düzeyi açısından fark olduğu görülmüştür (t=2.23, p<0.05). Erkeklerde ise depresyon (t=-3.82, p<0.05) ve benlik saygısı (t=3.08, p<0.05) puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur. (Tablo 3)

TARTIŞMA

Sporcularla yapılan çalışmaların birçoğu psiko-sosyal sağlık açısından sporun ve fiziksel etkinliklerin faydalarından söz etmektedir. Sporun fiziksel, ruhsal ve zihinsel gelişime katkısı bilinmektedir. Ayrıca benlik saygısı ve liderlik özelliklerinin gelişimi üzerine olumlu etkileri vardır. Profesyonel sporcularla yapılan bazı çalışmalarda anksiyete düzeylerinin yüksek olduğu, yoğun antreman dönemlerinde depresif belirtilerin ve kronik yorgunluk belirtilerinin ortaya çıktığından söz edilmiştir.21 

Ergen ve erişkin sporcularda alkol ve madde kullanımı ile ilgili çalışmalara rastlanmıştır. Genel olarak sporun alkol ve madde kullanımına negatif etkisinden söz edilirken, belli spor dallarında kullanım riskinin arttığı bildirilmiştir.22-23 

Sporcuların kaygı ve ağrı düzeyini azaltmak, toplumsallaşmayı artırmak, yaralanmaların iyileşmesini hızlandırmak ve performanslarını yükseltmek amacıyla alkol ve madde kullanımına başvurdukları saptanmıştır.24-26 

Özellikle maraton koşusu, güreş ve atcılık sporu gibi düşük beden ağırlığının avantaj sağladığı spor dallarında anabolik steroid gibi ilaçların kötüye kullanımının sık olduğu saptanmıştır.27

Bizim çalışmamızın sonuçları, yüzücülerin benlik saygısının kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde yüksek olduğunu göstermiştir. Depresyon ölçeği ortalama puanlarının da daha düşük olması başka çalışmalarla uyumludur. ÇSDKE ile değerlendirilen durumluk ve sürekli kaygı düzeyleri ise çalışma grubunda kontrol grubuna göre daha yüksektir. Aradaki fark sürekli kaygı düzeyi açısından istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Profesyonel sporcuların erken yaşlardan itibaren başlayan eğitimleri ve yarışmacı kişiliklerinin ön plana çıkarılması katı, hedefe yönelik ve mükemmeliyetçi kişilik özellikleri geliştirmelerine neden olabilmektedir. Bu durum özellikle yoğun çalışma dönemlerinde sporcuların kaygı düzeylerinin yükselmesi ile ilişkili olabilir. Yapılan bazı çalışmalarda antrenör davranışlarının da sporcuların kaygıları üzerinde önemli bir etken olduğundan söz edilmektedir.28-29

Çocuklar genellikle sportif etkinliklere anne-babalar tarafından ve sporun bilinen olumlu yanları açısından yönlendirilmektedir. Çocuk ve gençlerin çalıştıkları alanda gösterdikleri başarılar kimi zaman anne-babanın beklentilerinin artmasına ve uygun olmayan baskıya neden olabilmektedir. Bu da çocuk ve gençlerin kaygı düzeylerinin artmasının bir başka nedeni olarak gösterilebilir. Ancak bu değişkenler bizim çalışmamız içinde değerlendirilememiştir.
Denek sayısının azlığı, verilerin sadece öz bildirimlere dayanması, klinik görüşme yapılmaması, aile ve antrenör tutumları gibi etkenlerin değerlendirilmemesi çalışmamızın kısıtlılıklarını oluşturmuştur.

SONUÇ

Sporun benlik saygısı ve depresyon belirti düzeyi üzerindeki olumlu etkilerinin aksine yüzücülerde saptanan kaygı düzeyinin yüksekliği performansla ilişkilendirilebilir. Ancak kişilik gelişiminin kritik dönemlerinde olan çocukluk döneminde kaygılarını kontrol etme becerisi kazanamayan sporcular yaşamlarının diğer alanlarında da zorluklarla karşılaşabilirler. Bu nedenle özellikle antrenörler güven, takımın parçası olma ve yarışlar sırasında heyecanı kontrol altına alabilme gibi becerileri sporculara kazandırabilecek özellikleri taşımalıdır. Aynı zamanda anne-babalarda çocuklarına destek verme, cesaretlendirme, güdülenmeyi baskıya döndürmeme bilinci yerleştirilmelidir.
Spor psikiyatrisi ile ilgili çalışmalar az sayıda ve daha çok erişkinlik dönemine aittir. Çocuk psikiyatrisi alanında da fiziksel etkinlikler ve sporla ilgili daha kapsamlı çalışmalar yapılmalı ve sporun ruh sağlığını hangi yollarla etkilediğinin üzerinde durulmalıdır. 

KAYNAKLAR

  1. Van de Loo DA, Johnson MD. The young female athlete. Clin Sports Med 1995; 14:687-707.
  2. Faigenbaum AD. Strength training for children and adolescents. Clin Sports Med 2000; 19:593- 619.
  3. Meffulli N. The young child in sport. Br Med Bull
    1992; 48:561-568.
  4. Açıkada C. Training in children. Acta Orthop Traumatol Turc 2004; 38(suppl.1):16-26.
  5. Berger BG, Owen DR. Mood alteration with swimming-summers really do “feel better”. Psychosom Med 1983; 45:425-433.
Kategoriler: Eğitim ŞART, Gündem, PsikoYüzme, Veli Rehberi

15 günden eski yazılar yoruma kapalıdır.